ÜMİT SÖNMEZ



Lunapark’ın renkli ışıkları, uzaktan göremediğim ve söğüt ağaçlarının arasından akan ırmağın yanında dönüp duruyordu. Gondol‘da, atlıkarıncalarda çocuklar çığlıklar da atıyor olabilirdi. Gitmeyi çok istiyordum fakat ayaklarım tam tersini söylüyordu. Zaten annesinin elinden tutan bir çocuk da önüm sıra yürüyordu. Arada bir annesinin elini bırakıyordu. İki tavşan kuyruğuna benzeyen –belki de bir midilli kuyruğuna- bağlanmış saçlarındaki kırmızı ve beyaz küçük tokalar sokak lambalarının altından geçerlerken parıldayıp duruyordu. Lunaparkın ışıkları gibi. Gözümü alıyordu. Başım da dönüyordu bir yandan. Bu yola akşamüzeri bir gölge gibi çıkmışken lunaparkı göreceğimi bilmiyordum. Uzaktan da olsa görebileceğim aklıma bile gelmemişti. Bu çocuk da çıkarken evinden annesiyle birlikte lunaparka gitmeyi istedi belki. Hevesi geçmiş bir çocuk gibi,annesinin elini rahatça bırakabildiğine ve sevimli sallanışlarla yürüdüğüne göre oradan geliyor da olabilirdi. Gitmemiş olsalar ya annesinin elini çekiştirip dururdu, ya da ona aksilik yapardı. Veya hayal gücü çok geniş bir çocuktu. Gitmese de gitmiş gibi varsayabilirdi. Gölgesiyle oynayıp duruyordu. Bir aydınlatma direğinin altından geçerken ona kadar uzanan ve onu birazcık geçen gölgemde başımı sağa sola çevirdim, ona da zıpladı. Apartmanların arasından bir yerden karanlık bir sokağa saptılar. Dönüp baktım lunaparkı görmek için bir daha. Ağaçların arkasında kalmıştı çoktan. Göremedim. Anasayfa
YAz1
Yaz2
Yaz3
Yaz4
Yaz5
Yaz6
Yaz7